Kategoriler

Mürşidin Görevi Nereye Kadar?

Arifler, bizim işimiz çözüp bağlamaktır derler. Onlar kalbi haram arzulardan ve dünyadan çözüp Yüce Allah’a bağlarlar. İnsanları irşat ederler. İrşat, terbiye olmak ve Yüce Allah’ın rızasına ulaşmaktır.

Büyük veli Şahı Nakşibend (k.s) mürşidin görevinin nereye kadar sürdüğünü şöyle anlatır:

Bizler Allah Teala’ya ulaşmada bir vasıtayız. Bizden kesilip asıl maksada, Cenabı Hakka bağlanmak gerekir. Gerçek mürşitlerin yolu budur. Allah Teala’ya vasıl olan arifler, diğer insanlara bu işte rehberlik ederler.

Onlar bu yolun çocuklarını önce hakikat beşiğine yatırıp sıkıca bağlarlar. Vuslata kadar onları terbiye sütü ile beslerler. Cenabı Hakka vuslat hasıl olunca, özel bir şekilde bu takip ve terbiye işini keserler.

Böyle müritlerini Allah Teala’nın huzurunda kabul görmüş, mahrem daireye girmiş birisi yaparlar, aradan çıkarlar. Artık bundan sonra müritler, arada bir vasıta olmaksızın Allah Teala’dan ilim ve feyiz alacak hale gelirler. Buna güç yetirebilirler.

İşte bu hale ulaşmak bir mürşit ile mümkündür. Böyle bir hali elde eden kimse, sonsuz bir ömür bulsa ve bütün ömrünü bu nimete şükür için harcasa yinede bu nimetin şükrünü yerine getirmiş olamaz. Hakka yakın olmak lazım, halka değil.

Şükredilecek bu nimetin ne kadar kıymetli olduğunu şu örnekte görelim:

Hacegan yolunun büyüklerinden Mevlana Hüsameddin Buhari’nin babası Mevlana Hamidüddin Şaşi vefat döşeğinde idi. Bu zat büyük alimlerdendir. Şahı Nakşibend ile aynı dönemde yaşamıştı. Şahı Nakşibend’e büyük hürmet, sevgi ve saygıları vardı.

Fakat o kalp doktoruna teslim olup seyri sülük terbiyesi almamışlardı. Oğlu Hüsameddin Buhari ise Emir Hamza’nın (k.s) halifesi idi. Emir Hamza da Seyyid Emir Külal’in (k.s) oğludur. Hamidüddin Şaşi vefat anında sıkıntı ve ızdıraba düştü. Oğlu ve dostları başucunda idiler.

Bir ara oğlu “Ne Haldesin?” diye sordu. Babası: Benden şu anda kalbi selim istiyorlar. O da bende yoktur. Nasıl elde edileceğini de bilmiyorum! dedi. Hüsameddin Buhari babasına:

Bütün kuvvetinizle bana yönelin, kalbinizi bana bırakın. Selim kalbin ne olduğunu anlayacaksınız! dedi. Ve derin bir murakabeye daldı. Bir saat kadar öyle kaldı. O anda Cenab’ı Hakka yönelip babasını bu ızdırap ve endişeden kurtaracak ilahi rahmet ve sekinet istedi.

Gözlerini açtığında, babasının yüzüne bir nur, üzerine bir huzur ve sükunet inmişti. Kalbi ayrılık, yalnızlık ve ölüm endişesinden kurtulup Allah ile huzur bulmuştu. Artık mutmain olmuştu. Bu arada gözlerini açtı, bulduğu huzurun sevincini ve kaçırdığı fırsatın hasretini şöyle dile getirdi:

Oğlum! Allah sana bol mükafat versin. Meğer, bize lazım olan iş bütün ömrümüzü bu kalbi elde etmek yolunda harcamak imiş. Fakat ne yazık ki, ömrümü başka türlü zayi ettim! dedi. Ne mutlu bu babaya ki salih evladının dua ve gözyaşı bereketi ile Yüce Allah’ın rahmetine kavuştu, huzur içinde dünyadan göçtü.

Son Güncelleme Tarihi

Bu makale size yardımcı oldu mu?

Aradığınız sorunun cevabını bu makalede bulamadıysanız, anlamadığınız bir yer veya sormak istediğiniz başka sorularınız varsa alttaki yorum bölümünden paylaşabilirsiniz. En kısa zamanda cevaplamaya çalışacağım. Eğer makaledeki bilgiler size yardımcı olduysa teşekkürlerinizi, duygu ve düşüncelerinizi paylaşarak destek olabilirsiniz.