İslam Dini Nedir? İslam Dininin Kaynakları Nelerdir?

İslam dini nedir? İslam, semavi olan bütün dinlerin adı olup yegane hak dindir. Ancak tahrife uğramış ilahi dinler bu vasıflarını kaybettiklerinden “İslam”dan maksat bizim dinimiz olan İslam dinidir.

İnsan, yaratılışında ki gayeye ulaşabilmesi için peygamberler vasıtasıyla bildirilen emir ve hükümlere “din” denir. İnsanlar Allah’ı Teala tanımaya, O’na iman etmeye ve kulluk yapmaya davet edilmişlerdir.

İslam’ın beş şartı vardır.

  1. Kelimei Şehadet
  2. Namaz
  3. Oruç
  4. Zekat
  5. Hac

İslam Dinin Kaynakları

İslam dininin dünyaya ve ahirete ilişkin bütün hükümleri dört kaynaktan elde edilir. Bunlara dört delil anlamında “Edillei Erbaa” da denip dinin asli delilleridir. Bunlar sırasıyla; kitap, sünnet, icma, kıyas’tır.

Kitap: Allah’ın Teala Peygamber Efendimize ﷺ Arapça olarak indirdiği, mushaflarda yazılıp bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan, Fatiha suresi ile başlayıp Nas suresi ile sona eren Kuranı Kerim’dir.

Sünnet: Peygamber Efendimizin ﷺ söz, fiil ve takrirleridir. Sünnetin şer’i (dini) bir delil olduğu ayetlerle sabittir. Takrir: Peygamber Efendimizim ﷺ bir şeyi güzel bulup tasdik manasında sükuk etmesidir.

İcma: Peygamber Efendimizin ﷺ ümmetinden olan müctehidlerin, Peygamber Efendimizin vefatından sonraki her hangi bir devirde şer’i / dini bir hüküm hakkında görüş birliğine varmalarıdır.

Kıyas: Ayet ve hadislerde hakkında hüküm bulunmayan bir meseleyi ortak özelliklerinden dolayı, hakkında hükm bulunan bir mesele ile karşılaştırmak, onun hükmünü buna da vermek demektir.

Ehli Sünnet Vel Cemaatin Fıkhi Mezhepleri

Fıkıh: Bir kimsenin lehindeki ve aleyhindeki ameli hükümleri bilmesidir. Başka bir tarife göre de kişinin ibadetlere, muamelelere ve cezalara ait şer’i hükümleri ayrıntılı delilleriyle bilmesidir.

Bununla ilgili ilme “Fıkıh ilmi” denir ve “İlmihal” bunun bir bölümüdür. Dini hükümleri ayrıntılı delillerden anlayıp çıkarmaya yetkisi olan İslam Alimlerinden her birine “Fahih”, çoğuluna “Fukaha” denir.

Müctehidler ise bu fukahanın en yüksek tabakasını teşkil ederler. Müctehid, şer’i hükümleri delillerinden çıkarma yetkisine ve ilmine sahip kimsedir. Müfti, fetva veren kimsedir.

Müctehid olmayan müftiler başka müctehidlerin söz ve fetvalarını naklederler. Kuran ve sünnetle açık ve kesin hükme bağlanan konularla, icma’ ile çözümlenen meselelerde ictihada ihtiyaç olmaz. Bunun dışında kalan şer’i, ameli problemlerin halinde ictihad ve fetva cereyan eder.

İctihada konu olan meselelerde br Müslüman müctehid ise kendi ictihadına göre amel etmesi gerekir. Müctehid değil ise bir müctehidin ictihadına uymakla mükelleftir.

Sahabe i kiramdan beri İslam dünyasında yüzlerce müctehid yetişmiştir. Sünnet çizgisini takip eden müctehidler arasında ümmet arasında hüsnü kabul gören ve ictihadları günümüzde de yaygın bir şekilde Müslümanlar tarafından benimsenen dört büyük mezhep vardır.

  1. İmam Azam Ebu Hanife’ye (h. 80-150) nisbet edilen hanefi mezhebi.
  2. İmam Malik b. Enes’e (h. 93-179) nisbet edilen Maliki mezhebi.
  3. İmam Muhammed b. İdris eş Şafii’ye (h. 150-204) nisbet edilen Şafi mezhebi.
  4. İmam Ahmed b. Muhammed b. Hanbel’e (h. 164-241) nisbet edilen Hanbeli mezhebidir. (Allah hepsine rahmet eylesin, Amin)

Günümüzde yaşayan Müslümanların büyük çoğunluğu, bu dört büyük mezhepten birisine mensuptur. Her müslümanın mezhebindeki ictihadlara göre hayatını sürdürmesi, ilim ihlinin hassasiyetle üzerinde durduğu bir husustur.

Zaruret ve ihtiyaç durumunda Müslümanlar, diğer mezheplerden de istifadeyle fıkhi meselelerini, ilim ve takvasına itimad edilen alimlere müraacat ederek çözmelidirler.

Bir Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir