Kategoriler

Allah İle Kul Arasındaki Bağ Vaaz! 7 Başlıkla Allah İle Kul İlişkisi

Çevremizdeki bazı insanların zaman zaman ‘Bir mürşide bağlanmak gerek, tövbe alıp tasavvuf terbiyesine girmek lazım! diye söze başladıklarında, kendilerine nedense hep aynı karşılık verilir:

“Allah ile kul arasına kimse giremez!..”

Çoğu kimseler bu sözle, tasavvuf yoluna girenlerin Allah ile aralarına Allah’ın razı olmadığı kimseleri koyduğunu, bir mürşide bağlanmak şirk tehlikesine düştüklerini, kendilerinin ise böyle bir tehlikeden uzak olduklarını anlatmaya çalışırlar.

Acaba işin gerçeği böyle mi?

Bu sözün gerçek manası bilinmezse fitne kaçılmaz olur, zarar verir. Bu zarar imana dokunur, dini zedeler, din kardeşliğini sarsar, kardeşlik ruhunu öldürür.

Allah ile kul arasına kimse giremez sözü, niyete göre farklı sonuçlar doğurur. Eğer bu söz:

“Ben Allah’a kullukta önümde kimseyi istemem, peygamber, kitap, alim, mürşit tanımam, istediğim gibi kulluk yaparım, keyfimce ibadet yaparım.”

Anlamında söyleniyorsa insanı dinden çıkarır. Daha doğrusu böyle düşünen kimse küfür, isyan ve gaflet içinde kalmış demektir.

Eğer bu söz:

“Ben Allah’a giden yolda Allah’ın peygamberi ve kitabı ile yetinirim, onlar ne diyorsa onu yaparım, başka kimseyi kabul etmem, alimlere bakmam, velilere bağlanmam, mezhepler beni ilgilendirmez, dini kendi anladığım gibi yaşarım”

Anlamında söylenmişse, söyleyen sorumludur. Bu kişi inanç esaslarını zorlarmış, kendini tehlikeli bir sona doğru sürüklüyor demektir. Çünkü arada alimler olmadan kendi başına dinin öğrenilmesi, anlaşılması ve yaşanması nasıl mümkün olacak!?

Kuran ve Sünnet Ne Buyuruyor?

Oysa Kuran ve Sünnet, hak yolda birlik (cemaat) olmayı, bu beraberliğin başındaki imama itaat etmeyi, topluca Allah’ın ipine sarılmayı, hep birlikte tövbe etmeyi, bilmediklerimizi alimlere sormayı, takva ve iyilikte yardımlaşmayı, bunun için Allah’ın sadık kulları ile beraber olmayı açıkça emretmektedir.

Dinin hükmü bu iken, bir mümin hangi delil ve mantıkla, ‘Bana bunlar gerekmez’ diyebilir? Dese bile bunun Allah katında ne kıymeti olabilir? Eğer bu söz:

“Allah benim her şeyimi görüyor, biliyor, sözümü işitiyor, niyazımı dinliyor.

Ben namazda, secdede, zikirde, duada ve tövbede kalbimi Rabbime bağlıyorum. Onun için gönlüme kimseyi koyamam, kimseden bir şey bekleyemem. Benim korkum, sevgim, niyetim, hedefin sadece Allah’tır.”

Anlamında söyleniyorsa ne güzel. İşin doğrusu da budur, böyle olması lazımdır. Allah ile kul arasındaki bağ vaaz konusunun hulasası da bundan ibarettir.

Zaten bütün peygamberler kalbi dünyadan çekip bu şekilde Allah’a bağlanmak için gelmişlerdir. Onlara varis olan alimlerin ve kamil mürşitlerin işi de budur. Buna Allah adamı olmak denir.

Ama ne var ki, kalbin bütün varlıklardan çekilip sadece Yüce Allah’a bağlanması kolayca elde edilecek bir nimet değildir. Bu tam bir hürriyet halidir.

Arifler o hali elde etmek için nefis terbiyesi için bir ömür mücadele vermekte ve Allah ile aralarına giren engelleri yok etmek için mücadele etmektedir.

Şu halde Allah ile aramızdaki engeller nedir? Allah’a gitmek, Allah’a kavuşmak deyince ne anlaşılmalıdır?

Bizi ilgilendiren konu budur.

Allah’a Gitmek ve Ona Ulaşmak Nasıl Olur?

Allah’a gitmek gönül ile olur. Allah’a ulaşmak bir haldir, sevgidir, aşktır. Bu kavuşma dışa doğru değil, içe doğrudur. Kalıp ile değil kalp iledir.

Kalpleriyle manevi engelleri geçenler, nefsini aşanlar Yüce Mevla’yı bulurlar. Allah Teala’nın insana şah damarından daha yakın olduğunu anlarlar. Bu buluşma Onun razı olduğu amelleri yaparak gerçekleşir.

Bu iş insanın nefsi ve keyfine göre değil, Yüce Allah’ın çizdiği sınırlara göre olur. Bu sınırlara din denir.

Biz Yüce Allah’a götürecek tek din İslam’dır. İslam, Kuran ve Sünnetin Çizdiği yoldur. Kuran, Yüce Rabbine kavuşmak isteyenlere gidilecek yolu şöyle tarif eder:

“Kim Rabbine kavuşmak istiyorsa salih amel yapsın ve Rabbine ibadetinde hiç kimseyi ortak etmesin.

Demek ki Yüce Allah’a gütmek için iman, ihlas ve salih amel lazımdır. Allah’a giden yola uyanık kalple varılır, sevgi ile engeller aşılır, ihlasla hedef bulunur. Bu yolun başı ve sonu edepten ibarettir.

Bu yolun en büyük engeli nefis, en azılı düşmanı şeytan, en sarp yokuşu dünyadır. Nefis edeple süslenmeden, şeytan sindirilmeden, dünya sevgisi kalpten silinmeden Yüce Allah’a gidilemez.

Buna manevi terbiye ve arınma denir. Kendisini aşamayan insan, varlığın sahibine ulaşamaz. Bir arif şöyle diyor:

Allah’a giden yol iki adımdır:

Birinci adımda nefsine bas…

İkinci adımda Rabbine kavuşursun.

Allah İle Kul Arasında Vasıta Olur Mu?

Allah ile kul arasındaki bağ vaaz konularından bir diğeri ise Allah ile kul arasında vasıta olur mu sorusudur. Bununla beraber Allah ile aranıza kimseyi sokmayın sözünün anlamı da merak edilmektedir.

Yüce Allah zatını nurlar ile perdelemiştir. Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmaktadır.

Eğer Allah Teala bu nur perdesini kaldıracak olsaydı bütün alem yanardı

Hadisi Şerif: Müslim, İman, 293; İbnu Mace Mukaddime, 13.

Yüce Rabbimiz nuruyla gözlerden gizlenmiştir. Ama sevgisiyle gönüllerde, tecellisi ile bütün varlıklarda zuhur etmiştir.

Yüce Allah yarattığı insanın önüne kendi zatını tanıtacak sebepler koymuştur. Bu sebeplerin her biri bizi O’na götüren bir delil, O’ndan bize haber getiren bir ayettir.

Yüce Rabbimiz varlığına bir delil ve tecellilerine ayna olsun diye kainatı yaratmış, kendisine giden yolu tarif etmesi için peygamberler göndermiştir.

Bunlarla beraber emir, hüküm ve muradını öğretecek kitaplar da indirilmiştir. Bunların yanı sıra insana, yaratanını tanıyacak kalp, kainata ibretle bakacak göz, peygamberin davetini anlayacak akıl, kitapların hükmünü uygulayacak beden vermiştir.

Bütün bunlar, Allah ile kul arasındaki bağ vaaz isteyenlerin Allah’a giden yolda kula yardımcı vasıtalardır.

Peygamber Efendimizden Sonra İrşat

Hz. Muhammed ﷺ Efendimiz ile peygamberlik son bulmuştur. Ama insanlık son bulmamıştır. Mükellefiyet ve ibadet devam etmektedir. Bu iş kıyamete kadar sürecektir.

Akıllı olup ergenlik dönemine ulaşan herkes, Yüce Allah’ı tanımak ve O’na güzel kulluk yapmakla yükümlüdür.

Allah Teala son peygamberini göremeyenleri kendi hallerine bırakmıştır. Onları hak yola davet edecek. kendilerine bilmediklerine öğretecek, ilahi ahlakı yaşamada yol gösterecek, insanlara örnek olacak, kendilerine destek verecek rabbani alimler yaratmıştır.

Şimdi Allah ve Resülünün ﷺ bu alimleri bize nasıl tanıttığını ve onların Rabbimizle bizim aramızda ne görevler yaptığını görelim

Allah Teala, insanı yeryüzünde kendisini temsil edecek bir halife yaratmıştır. Bu halife, insanlar içinde Yüce Allah’ın hükümlerini yerine getiren, onları diğer insanlara öğreten peygamberler ve kamil insanlardır.

Allah ile kul arasındaki bağ vaaz hususunda anlatım yapmışken birde kafir ve fasıkların durumundan bahsedelim. Çünkü Kafir ve fasıklar bu şereften mahrumdurlar. Onlar Allah’ın halifesi değil, nefislerinin kölesidir. Allah Teala küfür ve isyanla nefislerine zulmedenlerin bu vazifeyi üstlenemeyeceğini bildirmiştir. (Bakara Suresi, 124. Ayet)

Allah Teala, bilmediğimiz şeyleri alimlere sormamızı emreder. Rabbani alimlerin en belirgin sıfatları, zikir ehli olmaları ve Allah’tan gerçek manda korkmasıdır.

Cenabı Hak, zikirden gafil ve edebi bozuk olan kimselere uyulmamasını emretmiştir.

Allah Gerçek Alimleri Nasıl Tanıtır?

Allah Teala gerçek alimleri Hz. Peygamberden ﷺ sonra “ülül emir” olarak tanıtmış ve din işlerinde kendilerine uyulmasını emretmiştir.

Ülül Emir hüküm sahibi, din işlerinde yetkili, sözü geçerli kimse demektir. Halkı hak üzere yöneten adil idareciler ve Allah’ın dinini ihya eden alimler ülül emirdirler.

Kuranda bazı insanlar imam diye tanıtılmışlardır. İmam kendisine uyulan insan demektir. Bu imamlar, peygamberlerin dışındaki salih insanlardır.

Onlar Allah yolunda güzel kulluk yapmaya sabretmelerinin karşılığı olarak imam yapılmışlar ve Allah’ın izni ile insanları doğru yola sevk etme payesine ulaşmışlardır.

Görüldüğü gibi Allah Teala, peygamberlerden başka bazı kulların diğer kullarına imam ve rehber yapmıştır. Onlar Allah ile kullar arasında çok önemli bir görev yapmaktadır. Allah dostları insanlara yeni bir din getirdiklerini söylemiyorlar ki, tehlikeli olsunlar.

Onlar, gerçek İslam nasıl yaşanır onun derdine düşmüşlerdir. Derdi dünya olanlar zaten konumuz dışında. Böyle insanlar kendilerine uyulacak rehberler değil, hallerine acınacak zavallılar, manevi hastalardır.

İmamların kim olduğunu anlamak için hadislere baktığımızda, önümüze gerçek din alimlerinin çıktığını görürüz.

Peygamber Efendimiz ﷺ ayrıca ümmetinin fertlerini tek başına kalmaktan sakındırmış, Allah yolunda birlik (cemaat) olmayı ve bu cemaatin önlerindeki imama samimi olarak tabi olmasını şiddetle tavsiye etmiştir.

Bu konudaki haber ve emirler, sahih hadis kitaplarında genişçe yer almaktadır.

Efendimiz ﷺ özellikle namazda en alim ve salih olanların cemaate imam olmasını emretmiştir.

Allah İle Kul Arasındaki Bağ Hadisi Şerif

Allah ile kul arasındaki bağ hususunu anlatan hadisi şerif şöyledir: Şüphesiz alimler, sizin ile Rabbiniz arasında elçilik görevi yapmaktadırlar. Hadis açıkça Allah ile kullar arasına alimlerin girdiğini ve önemli bir görev yaptığını ifade etmektedir. (Hakim, Müstedrek, 3, 222)

Buradan şunu anlıyoruz:

Allah Teala kendisi ile aramıza peygamberlerini ve alimleri koymuştur. Allah o kimselere ihtiyacı olduğu için değil, insanlara merhametinden dolayı böyle davranmıştır.

Böylece insanların Yüce Allah’a giden kulluk yolu açılmış, işleri kolaylaşmıştır. Çünkü insanlar, kendi aralarından birisinin bu istenilenleri yerine getirdiğini görmektedir.

Allah İle Kul Arasına Vasıta Olanlar Kimlerdir?

Kamil mürşitler yeryüzünde Allah’ın halifesi, dostu, davetçisi ve dinin bekçileridir. Onlar Hz. Muhammed ﷺ Efendimiz ile kainata gönderilen rahmete, ilme, edebe ve ilahi saygıya varis olmuşlardır.

Onlar, insanları terbiye işinde ülül emirdirler. Takva yolunda imam, zikirde rehber, tövbede şahit, güzel ahlakta örnektirler. Onlar insanları kendilerine değil Allah’a davet ederler, nefislerini değil Mevlayı yüceltirler. İrşat yetkisini halktan değil, Hak’tan alırlar.

Kamil mürşit, kendisine tabi olan kimseyi Allah’a yaklaştıracak ve sevdirecek amellere sevk eder. Onu gerçek imana, ihlasa, ibadete, zikre, tevekküle, kaza ve kadere teslimiyete, sünnet ile amel etmeye ve hizmete yönlendirir. Kendisi bu yolda örnek olur, destek verir.

Hiç bir zaman, asla mürşide ibadet edilmez. Ona sadece Allah yolunda itaat edilir. Bu itaatin sınırı ve ölçüsü bellidir.

Bize gerçeği gösterenlere kulak vermeyi ve bizi Allah yoluna sevk edenlere itaat etmeyi emreden Yüce Allah’tır.

Bu itaat şirk değildir. Şükredilecek bir ahlaktır. Şirkten korkan kimse nefsi ise baş başa kalmamalıdır. Kendine bir mürşit bulmalıdır. Onun cemaati ile canlanmalıdır.

Allah İle Kul Arasına Giren Engeller Nelerdir?

Allah yolunda kulun en büyük engeli kendi nefsidir. Allah ile kul arasındaki bağ vaaz isteyenlere denilecek en önemli şey Manevi kirlerden temizlenmeyen nefsin, Yüce Allah’tan uzaklaştırmasıdır. Allah ile kul arasında bir perde oluşturmasıdır. Bu yüzden kul ilahi sevgiden mahrum kalır. Bu hüküm her devirde geçerli olmuştur.

Azgın nefis insanı öyle esir alır ki, kul Yüce Allah’ı bırakır. Nefsini ilah edinir. Böyle kimseler bir an önce tasavvufta nefis terbiyesi görmelidir.

اَفَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ

Hevasını kendisine ilah edinen kimseyi görmedin mi?

Casiye Suresi 23. Ayet

Yukarıda ki ayet, nefsin ne derece azdığını ve onun elinde ki insanın ne kadar alçaldığını göstermektedir.

İnsan imanı ve dini için korkması gerekiyorsa, kendi nefsinden korkmalıdır. Ayetten de anlaşıldığı gibi, pek çok insan nefsini kendine ilah yapmakta, ona Rabbine tapar gibi tapmakta, onun her istediğini yerine getirmektedir.

Bütün ömrünü, nefsi ıslah etmek için harcayan Allah dostlarını, Allah yolunda perde görmek veya göstermek de azgın nefsin bir vesvesesi, şeytanın ise hilesidir.

Çünkü mürşit, kötülüğü emreden nefis ve şeytanın düşmanıdır.

Son Güncelleme Tarihi

Bu makale size yardımcı oldu mu?

Aradığınız sorunun cevabını bu makalede bulamadıysanız, anlamadığınız bir yer veya sormak istediğiniz başka sorularınız varsa alttaki yorum bölümünden paylaşabilirsiniz. En kısa zamanda cevaplamaya çalışacağım. Eğer makaledeki bilgiler size yardımcı olduysa teşekkürlerinizi, duygu ve düşüncelerinizi paylaşarak destek olabilirsiniz.